Hadi yat kızım yat, hayat sana küseli çok uzun zaman olmuş.
Sen zamanı tüketeli, zaman seni unutalı vakti geceyi geçmiş.
Kala kalmışsın bir başına, yalnız, umutsuz ortalıklarda. İçki şişelerinde arama yalnızlığını yüreğine sor neden diye.
O senin içinde gizli, sakladığın cenneti senden başka kimse bulamaz biliyorsun.
Anahtarını hangi kör kuyuya attıysan daldır elini o balçığın içine ve bul karanlığında.
Yakılan mektupların yenisi yazılır ama yakılan umudunun yenisi yeşermez anlamalısın. Yeşerse de eski görkeminde olmaz.
İdrak etmelisin artık yakılan her umut eskiyi aratacak sana.
Aslında aradığın mutluluk, gerçek yüreğinde aradığın mutluluk sakladığın cennetinde, köhne sokaklarında değil.
Kalan günlerini saymakla uğraşma.
Bilirsin sayılan her gün ızdırap her gün bitmeyen öfke, sayılan her gün sonsuzluktur içinde.
O saklanması gereken bir gerçek değil oysa.
Anlatmalısın!
boş kaldırımlara, taş duvarlara, soğuk fayanslara, yüreğinin gözlerine anlatmalısın.
Saklama yollarını içinde, saklama yokuşlarını gözlerinde ve sakın saklama patikalarını yüreğinde.
Benim olan, benimle atacak, nefesime karışacak nefessini isterim sonsuzluğuma.
Yoksa eğer sonsuzluğumuz hiç girmemişimdir zaten ben senin hayatına… gereksiz…
Yorumlar